Hayat bazen bir navigasyon cihazı gibidir.
Yanlış bir sokağa saparsın, beklediğin kapılar açılmaz, güvendiğin insanlar yarı yolda bırakır seni.
O an bir ses duymayı beklersin:
"Hata yaptınız "
Ama hayatın derin bilgeliği, navigasyonun zarafetini taşır. O sana asla "Hata yaptın" demez.
Sadece fısıldar:
"Rota yeniden oluşturuluyor "
İnsan yaşlandıkça bunu daha iyi anlıyor. Gençlikte her kaybı son sanıyo, her vedayı kıyamet, her kırgınlığı dünyanın sonu. Sonra yıllar geçiyor. Omuzlarında biriken yüklerin arasında yürürken fark ediyorsun ki hayat aslında seni cezalandırmıyor; yeni bir yol çiziyor.
Bir gün aynaya bakıyorsun ve dudaklarından şu söz dökülüyor:
"Yaşamadan yaşlandık "
Bu sözün içinde biraz yorgunluk, biraz kırgınlık, biraz da olgunluk vardır. İnsan bazen yorulduğu için değil, çok şey gördüğü için susar. Çok şey öğrendiği için heveslerini sessizce cebine koyar.
Çünkü bilir ki;
Yanlış insanlarla kurulan sofralarda atılan sahte kahkahalar, yalnız başına içilen bir çayın huzuruna değmez.
Kalabalıkların içinde kaybolmaktansa, kendi sessizliğinde kendini bulmak daha değerlidir.
İnsan zamanla kendi krallığını kurmayı öğrenir. O krallığın duvarları altından değil, huzurdan örülüdür. Kapıları gösterişle değil, vicdanla açılır.
Anlar ki en ağır yük dağlar değildir.
İnsandır insana.
Kimi umutlarını çalar.
Kimi uykularını.
Kimi de yıllarını.
Bu yüzden hayatın bir yerinde insan, başkalarının gölgesinde yaşamaktan vazgeçip kendi ışığını yakmak zorundadır.
Çünkü hiçbir yıldız gökyüzünden inip karanlığını aydınlatmayacaktır.
Beklediğin kurtarıcı belki hiç gelmeyecek.
Beklediğin el belki hiç uzanmayacak.
İşte o gün insan kendi kandilini yakar.
Kendi yarasına merhem olur.
Kendi yoluna ışık düşürür.
Yolun sonunda şunu öğrenir:
Haksızlık yapmadan yaşanan her gün bir bayramdır.
Kimsenin kalbini kırmadan uyuyabilmek büyük bir zenginliktir.
Vicdanınla barışık uyanmak ise en büyük servettir.
O yüzden eskiler ne güzel söylemiş.
Yılmaz Güney'in dilinden dökülen o söz, hayatın özeti gibi kalmış:
"Edep mirastır,
Akıl arkadaştır,
Güzel ahlak yoldaştır,
Karakter ise kişinin aynasıdır."
İnsan aynasına ne kadar temiz bakabiliyorsa, o kadar zengindir.
Yollar uzar, mevsimler değişir, dostlar eksilir, saçlara ak düşer.
Ama karakterini koruyabilenler için hayat her zaman yeni bir güzergâh sunar.
Navigasyonun o sakin sesi, ömrün en derin yerinden yeniden yankılanır:
"Rota yeniden oluşturuluyor "
Çünkü umut bitmediği sürece hiçbir yol gerçekten kaybolmuş değildir.
Yorumlar
Kalan Karakter: