Çocuklar bir toplumun yarınıdır. Onlar; fabrikaların karanlık köşelerinde, sanayi sitelerinin yağ kokulu atölyelerinde, tarlaların kavurucu sıcağında değil; okul sıralarında, oyun parklarında ve hayallerinin peşinde olmalıdır. Çünkü çocukluk bir çalışma dönemi değil, öğrenme ve büyüme dönemidir.
Türkiye'de çocuk işçiliğini önlemek amacıyla çeşitli yasal düzenlemeler bulunmasına rağmen, ekonomik sıkıntılar ve sosyal nedenlerle birçok çocuk hâlâ çalışma hayatının içinde yer almaktadır.
Yasalar, çocukların eğitimine ve gelişimine zarar verecek işlerde çalıştırılmasını yasaklamaktadır.
Adana'nın Arka Sokaklarından Bir Hikâye
Adana'nın yaz sıcağı insanın nefesini keser. Güneş henüz doğarken sanayi sitesinin kapıları açılır. Tornacıların, kaynakçıların ve motor ustalarının sesleri birbirine karışır.
O günlerde 13 yaşındaki Mehmet de sabahın ilk ışıklarıyla evden çıkıyordu.
Babası yıllar önce geçirdiği bir iş kazası nedeniyle çalışamaz hale gelmişti. Annesi ise evlere temizliğe giderek üç çocuğunu büyütmeye çalışıyordu.
Mehmet'in okul çantası vardı ama içinde kitaplardan çok ailesinin geçim derdi bulunuyordu.
Her sabah okul yoluna değil, Adana Küçük Sanayi Sitesi'nin dar sokaklarına yöneliyordu.
Bir oto tamir atölyesinde çıraklık yapıyordu. Yağlı elleriyle ağır parçalar taşıyor, ustasının sesini duymak için motor gürültüsüne karşı mücadele ediyordu.
Bir gün dükkânın önünden geçen öğrencileri gördü.
Sırtlarında çantaları vardı.
Gülüyorlardı.
Koşuyorlardı.
Mehmet ise elindeki paslı anahtara baktı.
O an içinde büyüttüğü özlemi kimse görmedi.
"Ben de onlar gibi okula gitmek istiyorum." diye fısıldadı.
Fakat yoksulluk bazen çocukların sesini bastırıyordu.
Aradan aylar geçti.
Bir gün Mehmet'in öğretmeni ailesini ziyaret etti.
Çocuğun okulu bırakmasının doğru olmadığını anlattı.
Mahalle muhtarı, hayırseverler ve bazı sivil toplum kuruluşları da destek verdi. Mehmet yeniden okuluna döndü.
İlk gün sınıfa girdiğinde elindeki kalem ona dünyanın en değerli hazinesi gibi gelmişti.
Yıllar sonra Mehmet mühendis oldu.
Mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada şunları söyledi:
"Bir zamanlar motor tamir ederken ellerim yağ içindeydi. Bugün projeler çiziyorum. Eğer o gün bana uzanan eller olmasaydı belki hâlâ bir atölyenin köşesinde çalışıyor olacaktım."
Toplumun Sorumluluğu
Her çocuk Mehmet kadar şanslı olmayabiliyor.
Bugün Adana'nın tarlalarında, sanayi sitelerinde, tekstil atölyelerinde çalışan birçok çocuk bulunuyor. Kimi ailesine destek olmak için, kimi ise yoksulluğun zorlamasıyla çocukluğunu yaşayamadan büyüyor.
Oysa çocuk işçiliği yalnızca bir ekonomik mesele değildir.
Bu aynı zamanda eğitim meselesidir.
Vicdan meselesidir.
İnsanlık meselesidir.
Bir çocuğun elindeki kalem alınıp yerine çekiç veriliyorsa, o toplum geleceğinin bir parçasını kaybediyor demektir.
Çocuklar işçi değil, geleceğin doktoru, öğretmeni, sanatçısı, gazetecisi ve bilim insanıdır.
Bir ülkenin kalkınması yüksek binalarla değil, iyi yetişmiş çocuklarla mümkündür.
Gelin hep birlikte çocukların ellerine tornavida değil kitap, çekiç değil kalem verelim.
Çünkü her çocuk bir tomurcuktur.
Tomurcuklar açmadan koparılırsa, bahar hiçbir zaman gelmez.
Yorumlar
Kalan Karakter: