"Dudaklarını kim ısıracak şimdi?" diye sormuştu bir şiir.
Şimdi o soru, yalnız bir dize değil; bir veda çanıdır.
Adana'nın sıcağı bugün başka yakıyor. Güneş aynı güneş ama gölgesi eksik. Çünkü bir usta, şiirin gölgesini de alıp sonsuzluğa yürüdü.
Adanalı kuşlar gittiler. Dönerler mi? Belki. Ama artık eskisi gibi ötmezler.
Takvim yaprakları bugünü kara bir mürekkeple yazdı. Bir tarih düştü kenarına: "Bir şair eksildi." Oysa eksilen yalnızca bir insan değildi; kelimelerin sığındığı bir liman, genç şairlerin yaslandığı bir çınar, edebiyatın yanan kandiliydi.
Susuz çeşmeler akmıyor artık. Yaz mevsimi. Ter yalnız alınlardan değil, yüreklerden de akıyor.
Bir fidan daha göçtü sonsuzluk âlemine.
Şiir öksüz. Edebiyat biraz daha ıssız. Eli kalem tutanların parmakları titrek. Mürekkep, gözyaşına karışmış.
İyiler gerçekten o kır atlara binip gidiyor. Ardına dönmeden. Sessizce. Gökyüzünün en mavi yerine.
Ahmet Usta.
Şimdi gökyüzünün kütüphanesinde yeni bir raf açılmış olmalı. Melekler, senin dizelerini fısıldıyordur birbirine. Belki de cennetin en serin ağacının altında yine şiir konuşuyorsundur.
Yeryüzünde ise bir sessizlik kaldı.
Su çürüdü. Tuz küflendi. Bal acıdı!
Çünkü hayat, güzel insanların eksilmesiyle eski hayat olmaktan çıktı.
Ama şairler ölmez derler.
Çünkü onlar toprağa değil, insanların yüreğine emanet edilir.
Bir gün bir çocuk, bir kütüphanede senin şiirine rastlayacak. İlk dizeyi okuyunca, "Ben bu sesi tanıyorum." diyecek. İşte o gün yeniden doğacaksın.
Rahmetin bol, kabrin nur olsun büyük usta.
Adana seni unutmayacak.
Şiir seni unutmayacak.
biz.Her eksilen mısrada, her sessiz akşamda, her hüzünlü rüzgârda seni yeniden hatırlayacağız.
Işıklar yoldaşın olsun Ahmet Telli.
Kalemin sustu belki; ama yüreklere bıraktığın şiir, zaman sustuğunda bile konuşmaya devam ediyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: