“Dünyanın çivisi çıkmış…” diyorlar.
Belki de haklılar. Lakin ben çivinin çıktığından ziyade, vicdanın yerinden oynadığını düşünüyorum.
Bir zamanlar ayıp vardı.
Utanmak vardı.
Helal lokmanın bereketine iman, haramın ateşine korku vardı.
Şimdi öyle mi?
Şeref, haysiyet, onur…
Sanki eski bir sandığın dibinde unutulmuş, naftalin kokulu kelimeler gibi.
Helalden kazanmak; sabır, emek ve alın teriyle yürümek yerine, çalan soyan hakkı gasp edenlerin mahareti alkışlanır oldu.
“Birlikte çalıp birlikte oynuyorlar” diyoruz ya…
Çalmak derken elbette enstrümandan bahsetmiyoruz.
Zira mesele notalar değil; mesele, vicdanın susturulmuş olması.
Mübarek aylarda bile haramın, helalin dairesi gözetilmiyorsa;
Ego, hırs ve menfaat; hakikatin önüne geçmişse;
Hiçbir şeffaflık olmadan takla atanlar, mecburi sevgi saygı gösterileriyle tatmin oluyorsa…
İşte asıl çivi orada çıkıyor.
İnsan istenmediği yerde yapışı kalmaz.
Saygınlık, zoraki alkışla olmaz.
Hürmet, korkuyla ayakta durmaz.
Sevgi, mecbur bırakılarak kazanılmaz.
İnsan kendini kandırabilir.
Kalabalıkları oyalayabilir.
Fakat hakikati örtemez.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi:
“Onlar milyonlarca takla atsınlar; bizim bir besmelemiz tüm oyunları bozar.”
Evet…
Belki bugün takla atanlar alkış topluyor.
Belki eğilip bükülenler makbul sayılıyor.
Belki doğrular yalnız, eğriler kalabalık…
Ama unutulan bir şey var:
Besmele, sadece bir söz değildir.
Bir istikamettir.
Bir niyettir.
Bir duruştur.
Helalden yana saf tutmak,
Şeffaf olmak,
Emanete riayet etmek,
Koltuk için değil hak için konuşmak…
İşte asıl izzet budur.
Dünya kirlenmiş olabilir.
Ama her kir, suyu görünce çözülür.
Her oyun, hakikatle bozulur.
Ve biz, her şeye rağmen
Helali harama değişmeyen,
Haysiyeti alkışa satmayan,
Onuru menfaate kurban etmeyen bir besmelelik duruşu muhafaza ediyorsak…
Çivi yerinden çıkmamıştır.
Sadece sağlam duranlar azalmıştır.
Ama az olmak,
Yanlış olmaktan evladır…🌿
Bâki duâ ve muhabbet ile…
Yorumlar
Kalan Karakter: