Son zamanlarda Akdeniz bölgesinde, kulağıma çalınan bir cümle üzerinde uzun uzun düşündüm:
"Kelimeler şiiri omuzlamaz. Şiir kelimeleri taşır."
İlk bakışta basit gibi görünen bu söz, aslında edebiyatın en derin gerçeklerinden birini anlatıyor.
Bugün sözlükleri açtığınızda binlerce kelime görürsünüz. Aynı kelimeler hepimizin dilindedir. Ancak neden bazı dizeler yüzyıllar geçse de unutulmazken, bazı cümleler söylendiği anda kaybolup gider? Çünkü şiiri yaşatan kelimeler değil, kelimelere can veren ruhtur.
Şair, sözcükleri yan yana dizen kişi değildir. O; acıyı, umudu, hasreti, sevgiyi ve vicdanı kelimelere yükleyen insandır. Bu yüzden şiir, kelimelerin sırtında yürüyen bir yolcu değil; kelimeleri anlamla buluşturan bir yol göstericidir.
Bir annenin evladına seslenişi, bir çiftçinin kurak toprağa bakışı, bir işçinin nasırlı elleri ya da bir çocuğun masum gülüşü... Bunların her biri şiirin kaynağıdır. Şair sadece onları duyabilen ve hissedebilendir.
Bugün ne yazık ki kelime çok, şiir az. Çünkü gösteriş, duygunun önüne geçti. Oysa şiir; süslü cümlelerden değil, samimiyetten doğar. Okurun yüreğine dokunmayan hiçbir mısra, ne kadar kusursuz yazılırsa yazılsın gerçek anlamda şiir olamaz.
Şiir, insanın iç dünyasından süzülerek gelir. Kelimeler ise onun yol arkadaşlarıdır. Asıl yükü taşıyan; yaşanmışlık, duygu ve hakikattir.
Bu nedenle inanıyorum ki güçlü şiirler, güçlü kelimelerle değil; güçlü yüreklerle yazılır. Kelimeler zamanla unutulabilir, değişebilir. Ama yüreğe dokunan bir şiir, nesiller boyunca yaşamaya devam eder.
İşte bu yüzden diyorum ki:
Kelimeler şiiri omuzlamaz. Şiir, kelimeleri ölümsüzleştirir.
Velhasılkelam;
Şiirin gerçek gücü sözcüklerde değil, o sözcüklere nefes veren insan ruhundadır.
Yorumlar
Kalan Karakter: