Gecenin en karanlık anında, bir milletin kaderi sessizce yazılıyordu.
Yorgun, ama boyun eğmeyen bir halk; umudunu bir meclisin çatısı altında toplamaya hazırlanıyordu.
Takvimler 23 Nisan 1920’yi gösterdiğinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışı sadece bir bina değil; bir milletin iradesi, hürriyeti ve geleceği kapılarını açtı dünyaya.
O gün, bir adam vardı.
Adını tarih altın harflerle yazdı:
Mustafa Kemal Atatürk
O, yalnızca bir lider değildi; bir milletin yarınlarını düşleyen büyük bir yürekti.
O günün anlamını çocuklara emanet ederek dedi ki:
“Bu bayram sizin, Çünkü yarınlar sizin ellerinizde yükselecek.”
İşte o yüzden, 23 Nisan sadece bir tarih değildir.
O, çocukların gülüşünde saklı bir bağımsızlık marşıdır.
O, küçük ellerde büyüyen kocaman bir gelecektir.
Bir çocuk düşün,
Adana’nın sıcak sokaklarında, gözleri umut dolu bir çocuk.
Belki üstü başı tozlu, belki hayalleri yarım.
Ama yüreğinde bir bayram taşıyor; adı 23 Nisan.
O çocuk, bayrak sallarken aslında sadece eğlenmez.
Bilmeden bir emaneti taşır: Egemenlik!
Çünkü bu bayramın adı boşuna
“Egemenlik” değildir.
Egemenlik; korkmadan konuşabilmek, özgürce düşünebilmek, kendi kaderine sahip çıkabilmektir.
Ey bugünün gençleri,
Telefon ekranlarında kaybolan zamanın içinde, bir an durun.
Ve kendinize sorun:
“Bize emanet edilen bu vatanı, bu özgürlüğü biz ne kadar hissediyoruz?”
Unutmayın,
23 Nisan, sadece geçmişi hatırlamak değil;
Geleceği inşa etme sözüdür.
Sizler;
Kaleminizle, fikrinizle, ahlakınızla bu ülkenin yarınlarını kuracaksınız.
Bir gün biriniz öğretmen olacak, biriniz doktor, biriniz sanatçı.
Ama en önemlisi; hepiniz bu milletin vicdanı olacaksınız.
Ve bir gün, Belki yıllar sonra bir çocuk daha bayrak sallayacak.
Gözlerinde aynı umut, kalbinde aynı inanç olacak.
O gün geldiğinde, bu bayram hâlâ coşkuyla kutlanıyorsa;
İşte o zaman bilin ki siz, emanete sahip çıkmışsınız demektir.
23 Nisan,
Bir meclisin açılışıyla başlayan,
Bir milletin çocuklarında sonsuza uzanan bir destandır.
Her çocuk, bu destanın yaşayan mısrasıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: