Adana Şair ve Yazarlar Platformu ile Adana İl Halk Kütüphanesi bir akşam daha kelimelerin omzuna dokundu.
Takvimler 9 Nisan Perşembe’yi gösterirken, saat 18.00’de kütüphanenin duvarları sadece kitap kokmuyordu; biraz kahkaha, biraz iç hesaplaşma, biraz da “ben kimim?” sorusu sinmişti raf aralarına.
Sahneye çıkan Psikolog Yasemin Kutlu Varan, öyle bir “merhaba” dedi ki;
sanki herkesin cebindeki kaygıyı tek tek yokladı.
“Bugün,” dedi,
“kaygılarınızı burada bırakacaksınız…”
Bir an sessizlik oldu.
Sonra Adanalı usulü bir iç çekiş:
“İnşallah hocam…”
Kaygıların Bağırsakla İmtihanı
“Kaygı,” dedi psikolog,
“sadece aklınızı değil, bağırsaklarınızı da kemirir.”
Salon bir an durdu.
Sonra bir teyze fısıldadı:
“Demek ondanmış bu şişkinlik.”
Kahkahalar yükseldi.
Toroslar bile o an biraz daha gülümsedi sanki.
Anne Kaygısı: Evladın Dersine Ortak Olmak.
“Çocuğunuzun dersini siz çalışmayın,” dedi.
“Bırakın o öğrensin…”
Arka sıralardan bir baba mırıldandı:
“Hocam biz çalışmasak çocuk hiç çalışmıyor.”
Gülüşmeler,
Ama herkes biliyor;
o kaygı var ya, işte en çok anne kalbinde büyüyor.
“Tabletini elinden çekmeyin,” dedi psikolog.
“Son 5 dakika deyin,
Kararı ona bırakın”
Bir anne içinden geçirdi:
“Ben 5 dakika desem, o 55 dakika yapar…i,”
Ama o akşam bir şey değişti;
belki de ilk kez,
kontrol yerine güven konuşuldu.
Makarna Meselesi ve Hayatın Lezzeti
Bir anda konu makarnaya geldi.
“Çok yemeyin,” dedi.
“Çavdar ekmeği tüketin.”
Bir genç fısıldadı:
“Hocam Adana’da makarnayı bırakmak, kebabı bırakmaktan zor.”
Salon yine kahkahaya boğuldu.
“Turşu yiyin, sirke tüketin,” dedi.
“Bağırsaklarınız mutlu olsun.”
Bir amca gururla:
“Hocam biz zaten turşuyla büyüdük!”
Simit, poğaça, çekirdek,
Hepsi birer birer “yasaklılar listesine” girerken,
Adanalıların yüzünde şu ifade vardı:
“Hocam biz yaşayalım da biraz da keyifle yaşayalım.”
İçimizdeki Ben: Sessiz Ama Güçlü
Sonra konu derinleşti…i.
Kahkaha yerini düşünceye bıraktı.
“Duygularınızı yaşamazsanız,” dedi psikolog,
“çocuğunuz da yaşayamaz.”
Bir an herkes sustu.
Sanki herkes kendi içine döndü.
Kendi çocukluğuna.
Kendi bastırdığı duygulara.
O an anlaşıldı ki,
en büyük kalabalık bile
insanı kendisiyle baş başa bırakabiliyormuş.
Kütüphanede Bir Terapi Akşamı
O akşam
Adana’nın kalbinde bir kütüphane,
sadece kitapların değil,
insan ruhunun da sayfalarını çevirdi.
Bir buçuk saat boyunca
ayakta anlatılan bir hikâyeydi bu:
ne tamamen bilim,
ne tamamen mizah.
Biraz hayat,
biraz ders,
bolca “insan”
Final: Fotoğraf ve Gülümseme
Etkinlik bittiğinde
yüzlerde aynı ifade vardı:
hafiflemişlik.
Toplu fotoğraflar çekildi.
Ama asıl fotoğraf,
herkesin içinde kaldı:
Kaygısını biraz azaltmış,
kendine biraz yaklaşmış
bir “ben”
Nihayetinde;
O akşam anlaşıldı ki;
insan bazen bir kitapla değil,
bir cümleyle değişir.
Ve bazen bir psikolog,
koca bir kütüphaneden daha çok
sessizliği konuşturur.
Kaygıyı kapıda bırakanlara selam olsun.
İçindeki “ben”le tanışanlara.
Yorumlar
Kalan Karakter: