21 Mart…
Dünyanın dört bir yanında kelimeler bir araya gelir bugün. Savaşların susturamadığı, sınırların ayıramadığı o ince ama güçlü dil konuşur: şiir.
Dünya Şiir Günü, insanın içindeki en derin sesi uyandırır; bazen bir ağıt, bazen bir umut, bazen de bir çay buğusunda saklı kalan sırdır.
Akşamın serinliğinde, eski bir sokağın köşesinde oturmuş iki dost düşün…
Masada ince belli bardaklar, içinde demlenmiş hayatlar…
Sözler ağır ağır yürürken, şiir kendiliğinden düşer dile.
Ve bir beyt o anın kalbine dokunur:
Çayın buğusunda saklıdır sırlar
Koyulaşır sohbet gönülde bahar
Çaycı döksün dertlerimizi bardaklara
Demlensin ruhumuz,
bitsin efkâr...
İşte o an, şiir sadece okunmaz… yaşanır.
Çaydan yükselen buğu, geçmişin hatıralarını getirir;
her yudumda biraz çocukluk, biraz özlem, biraz da yarım kalmış cümleler çözülür.
Şiir, insanın içinde düğümlenen ne varsa usulca çözer.
Bir şairin omzunda susarak anlatılanı, bir mısrada dile getirir...
O gece çaycı sadece çay demlemez aslında…
Kırgınlıkları süzer, dertleri inceltir, umutları yeniden kaynatır.
Bardaklara dökülen yalnız çay değil;
insanın içinden taşan hikâyedir.
Şiir de böyledir aslında…
Bir bardak çay gibi sade görünür ama içinde koskoca bir ömür saklar.
Bir mısra, bir insanın bütün yükünü hafifletebilir.
Bir kelime, bir kalbin kapısını aralayabilir.
Ve biz bugün bir kez daha anlarız ki;
şiir yazmak, aslında insan kalabilmenin en zarif yoludur.
Demlenmiş bir akşamın koynunda,
çayın buğusu Adana'da göğe karışırken
şiir de dünyaya yayılır…
Sessizce, derinden ve sonsuzca.
Demli akşamın doruğunda
çayın buğusu göğe karışırken
şiirleşir dünya
Sessizce, derinden ve sonsuzca.
Ve mevsim ilkbahar…
Adana’da gökyüzü biraz mahzun, biraz ağırbaşlı.
Bulutlar, Çukurova’nın üzerine eğilmiş bir ana gibi
damlalarını toprağa bırakır usulca…
Göğün gözyaşı düşer Çukurova’ya
Toprak nefes alır, umut doğar havaya
Bir damla yağmurda bin şiir saklıdır
Adana, baharı yazar her damlada dünyaya…
Yorumlar
Kalan Karakter: