Adana…
Torosların gölgesinde, Seyhan’ın bereketinde büyüyen şehir…
Sıcacık güneşiyle, tarihin izleriyle dolu bir kent.
Ve bu şehirde kadın…
Sokaklarında yürürken kaldırımların taşlarına sabır serper,
Büyüksaat’in gölgesinde geçmişin hikâyelerini fısıldar.
Kadın,
Tarihin her köşesinde iz bırakmıştır burada:
Tarih boyunca hanımlar, analar, öğretmenler, sanatçılar…
Adana’nın pamuk tarlasında alın teriyle toprağı besleyen emektir,
Kuruköprü Çarşısında sabırla pazarlık eden akıldır,
Türk Kadını’nın cesaretini her adımında hissettiren yürektir.
O,
Nene Hatun’un yiğitliği gibi direnir;
Halide Edib Adıvar’ın kalemi gibi öğretir;
Kara Fatma’nın adımı gibi hürriyetin izini taşır.
Kadın, Adana’nın evlerinde sofrayı hazırlayan,
Okullarında geleceği büyüten,
Sanat atölyelerinde renkleri konuşan bir mucizedir.
Ve bugün, 8 Mart’ta…
Adana bir kez daha selam durur önünde.
Çünkü kadın, yalnızca bir anne değil,
Bir dost, bir öğretmen, bir lider ve bir kahramandır.
Seyhan Nehri’ne bakarken,
Kadının gözlerindeki ışıkla
Şehrin tarihini, kültürünü ve umudunu görürsün.
Adana’da kadın…
Bir çınarın gölgesi kadar derin,
Bir pamuk tarlası kadar bereketli,
Bir güneş ışığı kadar aydınlıktır.
Bugün, dünya kadınlar günü…
Ama her gün, Adana’da kadın;
Hayatın ta kendisidir.
Ona saygı göstermek,
Sadece bir gün değil, her gündür.
Çünkü kadın, her nefeste, her umutta,
Her adımda, her sevgide hayat bulur.
Kadın…
Sen tarih yazansın,
Sen hayatın ta kendisisin.
Sen, dünyanın en değerli melodisisin.
Yorumlar
Kalan Karakter: