Bu topraklar tapu dairesinden önce vicdanın defterine yazılır.
Ve bugün o defterin sayfaları hoyratça yırtılıyor.
Milli Emlak ve 2B arazileri meselesi, artık sıradan bir bürokratik işlem olmaktan çıkmış; adaletin sınandığı bir imtihana dönüşmüştür. Devletin “vatandaşını toprakla barıştırma” amacıyla başlattığı düzenlemeler, ne yazık ki bazı yerlerde arazi simsarlarının, nüfuz tacirlerinin ve küçük iktidar odaklarının iştahını kabartmıştır.
Sistem nasıl işliyor?
Kâğıt üzerinde masum:
“Muhtarın görüşü alınır.”
Ama pratikte olan şudur:
Muhtarın dediği yazılır,
muhtarın işaret ettiği kayıt altına alınır,
muhtarın sessiz kaldığı yok sayılır.
İşte asıl tehlike tam da buradadır.
Muhtar Devlet Değildir!
Muhtar, halkın temsilcisidir; halkın yerine karar veren bir toprak ağası değildir. Ne var ki bugün birçok yerde muhtar görüşü, hakikatin önüne geçirilmiş, itiraz eden vatandaş ise “sorun çıkaran” ilan edilmiştir.
Daha önce Kozan Arslanlı Mahallesi ile ilgili iddiaları kamuoyuna taşıdık.
Şimdi ise şikâyetler, meselenin münferit olmadığını açıkça göstermektedir.
İddia vahimdir:
➡️ 2B arazisinin, muhtarın azası üzerine yazdırıldığı,
➡️ Gerçek kullanıcıların devre dışı bırakıldığı,
➡️ Yıllardır ekip biçen, vergisini ödeyen vatandaşın yok sayıldığı söylenmektedir.
Eğer bu iddialar doğruysa –ki yetkililer bunu soruşturmakla yükümlüdür– bu durum yalnızca bir usulsüzlük değil, kamusal bir ahlak çöküşüdür.
Toprak Yetimin Hakkıdır
2B arazileri, kul hakkının en ince yerinden geçer.
Bu topraklar;
gecekonduyla, alın teriyle, yoksullukla, sabırla yoğrulmuştur.
Bir kalem darbesiyle başkasının hanesine yazılamaz.
Muhtarın azası olsun ya da olmasın,
akraba olsun ya da “bizden” olsun,
hiç fark etmez.
Eğer bir yerde arazi simsarlığı yapılıyorsa,
orada suç yalnızca alanın değil, görenin suskunluğundadır.
Yetkililere Açık Çağrıdır
Bu mesele masa başında kapanamaz.
Dosya bazında değil, vicdan bazında ele alınmalıdır.
➡️ Yüreğir’den başlayarak,
➡️ Sarıçam, Kozan, Ceyhan, Seyhan, Çukurova dahil
➡️ Tüm Adana’da 2B ve Milli Emlak işlemleri bağımsız bir denetimle incelenmelidir.
Muhtar beyanı tek başına delil olmaktan çıkarılmalı,
uydu görüntüleri, ziraat kayıtları, tanık beyanları, kullanım süresi esas alınmalıdır.
Aksi halde devlet, farkında olmadan küçük iktidar odaklarının aracı hâline gelir.
Nihayetinde;
Bu toprak sahipsiz değildir.
Bu millet, tapusunu alın teriyle yazmıştır.
Ve unutulmasın:
Toprağı haksız alanın ayağı kayar,
adaleti görmezden gelenin koltuğu sallanır.
Bu işin üstü örtülürse, yarın örtülecek olan başka bir vatandaşın ekmeği, umudu ve hayatı olur.
Biz buradayız.
Yazmaya, sormaya, hatırlatmaya kurcalamaya devam edeceğiz.
Çünkü bu mesele,
bir arazi meselesi değil, bir vicdan meselesidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: