Güneşin en yakıcı olduğu bir yaz günüydü.
Toprak çatlamış, rüzgâr bile susmuştu.
İnsanlar, nefes alacak bir gölge arıyordu.
Ben oradaydım.
Köklerim derinlerde, dallarım gökyüzüne yaslı…
Sessizce, kimseye sitem etmeden duruyordum.
İlk gelen bir çocuktu.
Koşarak geldi, sırtını gövdeme yasladı.
“İyi ki varsın”
dedi nefes nefese.
Ben sadece yapraklarımı hafifçe salladım.
O serinliği hissetti, gülümsedi.
Sonra yaşlı bir adam geldi.
Yorgundu.
Dizleri titriyordu.
Gölgeme oturdu, gözlerini kapattı.
“Allah razı olsun”
dedi.
Ben yine sustum.
Çünkü ağaçlar teşekkür beklemez, sadece verir.
Günler geçti…
Ben hep aynıydım.
Gölge verdim, huzur verdim, serinlik verdim.
Ama mevsimler değişti…
Güneş çekildi, soğuk yüzünü gösterdi.
Rüzgâr sertleşti, gece uzadı.
İnsanlar bu kez üşüyordu.
Bir gün…
Tanıdık yüzler geldi yanıma.
O çocuk büyümüştü, o yaşlı adam hâlâ yorgundu.
Ama bu kez gözlerinde başka bir şey vardı.
Ellerinde balta…
Önce anlamadım.
Ben yine gölge sandım onları…
Yine dinlenecekler, yine başlarını yaslayacaklar sandım.
Sonra ilk darbe indi.
Gövdem sarsıldı.
Toprak içimde titredi.
Kuşlar korkuyla havalandı.
İkinci darbe…
Üçüncü…
“Üşüyoruz”
dediler.
“Isınmamız lazım…”
Ben sustum.
Çünkü ağaçlar konuşmaz, sadece hisseder.
Her darbe, bir hatırayı kopardı benden.
O çocuğun gülüşünü…
O yaşlının duasını…
Hepsi tek tek yere düştü.
Sonunda devrildim.
Toprakla buluştum.
Köklerim, yıllardır sarıldığım yerden ayrıldı.
Ama içimde bir kırgınlık değil, sadece bir gerçek vardı:
İnsan, ihtiyacı kadar sever.
Beni parçalara ayırdılar.
Ateş yaktılar.
Ellerini uzattılar alevlere…
Isındılar.
Ve o an, içimden geçen tek şey şuydu:
“Yazın gölgemde serinleyenler,
Kışın beni yakarak ısınır…”
İşte Vefa, herkesin dilinde olan ama az kişinin yüreğinde taşıdığı bir duygudur.
Ağaç olmayı göze alırsan,
Gölge vermeyi de göze alacaksın…
Kesilmeyi de.
Ama şunu unutma:
Sen ağaç gibi kal.
Çünkü bazıları yakar,
Ama bazıları da dua eder…
Ve insanı ayakta tutan,
Baltalar değil…
O dualardır.
Yorumlar
Kalan Karakter: