Sabah güneşi düşerken taşlara,
Büyük Saat’in gölgesi uzadı şehrin kalbine.
Bir zamanlar adımların özgürce yankılandığı kaldırımlar,
Tabela, duba, sandık ve demirlerin arasında
Sıkışıp kalmıştı.
Ama şehir susmadı.
Adana Büyükşehir Belediyesi zabıtası
Son günlerde bir vicdan nöbetinde…
Ne bağırarak, ne kırarak;
Ama taviz vermeden, eğilmeden.
Çünkü kaldırım;
Esnafın değil, çocuğun adımıdır.
Annenin bebek arabasıdır.
Yaşlının bastonudur.
Engellinin umutla attığı adımdır.
Büyüksaat çevresinde
Bir düzen rüzgârı esti.
Uyarılar yapıldı,
Son kez hatırlatıldı:
“Bu şehir hepimizin.”
Uymayanın malzemesi toplandı,
Ceza kesildi belki…
Ama aslında cezalandırılan bir esnaf değil,
İhmaldi.
Düzensizlikti...
Başkalarının hakkını görmezden gelmekti.
Kaldırımlar yeniden nefes alıyor şimdi.
Taşların üzerinde çocuk kahkahası var.
Yaşlı bir amcanın yavaş adımları,
Genç bir annenin telaşı,
Okula yetişen bir öğrencinin koşuşu…
Adana’nın sokakları
Yeniden insana kavuşuyor.
Şehir dediğin nedir ki..?
Sadece beton mu..?
Hayır…
Şehir; adaletle atılan bir adımdır.
Ve bugün,
Kaldırımlar gerçek sahiplerine dönüyor.
Adana’da bir düzen hikâyesi yazılıyor;
Sessiz ama kararlı.
Sert ama hakkaniyetli.
Çünkü bazen en büyük hizmet,
Bir çocuğun güvenle yürüyebilmesidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: