Ramazan gelmiş…
Minarelerde mahyalar yanmış, sofralarda dua bekleyen boş tabaklar var.
Ama bir şehir düşün ki; iftar vakti ezan okunurken bazı evlerde yalnızca su kaynıyor.
Seyhan Belediye Meclisi 1. oturumunda bir ses yükseldi.
Bir kürsü, bir mikrofon ve yüreğinde öfkeyle karışık merhamet taşıyan bir söz:
Şehmus Uçar konuştu...
“Sayın Başkan!” dedi.
“Eğer Ramazan’da dar gelirlinin yanında olmayacaksanız, ne zaman olacaksınız..?”
Bu bir soru değildi sadece.
Bu, vicdanlara bırakılmış bir imza idi.
Sosyal Hizmetler Müdürlüğü var…
Adı var ama izi var mı..?
Kapısı var ama içeri giren umut var mı..?
Listeler var ama dağıtılan erzak var mı..?
Ramazan, takvimdeki bir ay değildir.
Ramazan; belediyelerin bütçe kalemlerinde değil, yoksulun sofrasında ölçülür.
Bir koli makarna değildir mesele;
Bir çocuğun “Anne bugün et var mı?” sorusuna verilecek cevaptir.
Ey makam odalarında oturanlar..!
Ramazan fotoğraf vermek için değil,
Omuz vermek içindir...
Bir şehir düşünün;
Işıl ışıl caddeler,
Ama karanlık evler…
Bir belediye düşünün;
Yetki var, bütçe var, müdürlük var…
Ama faaliyet yok!
Sosyal yardım bir lütuf değildir.
Görevdir.
Hatta emanettir.
Ramazan, siyaset üstüdür.
Yoksulluk parti rozetine bakmaz.
Açlık, meclis çoğunluğunu umursamaz.
Şimdi soruyor Seyhan’ın arka sokakları:
“Bizim kapımız ne zaman çalınacak?”
Bir koli erzak değil,
Bir elin omuza değmesi gerek.
Bir mesaj değil,
Bir gerçek destek gerek...
Eğer Sosyal Yardımlaşma Müdürlüğü görevini yapmıyorsa,
Yetkiyi hatırlatın.
Eğer plan yoksa,
Vicdanı devreye sokun.
Çünkü Ramazan geçer…
Ama halkın hafızası kalır...
Ve unutmayın;
Bu şehirde gündem yalnızca kürsüde konuşulan değil,
Mahallede konuşulandır.
Seyhan şimdi bir sınavda.
Bu sınav bütçe değil,
Merhamet sınavıdır...
Ve tarih şunu yazar:
Ramazan’da kim sofraya ekmek koyduysa,
Adı gönüllere kazındı.
Şimdi söz sırası icraatta…
Çünkü dua, aç bir midenin üzerinde yükselir.
Yorumlar
Kalan Karakter: