Bir şehrin edebiyatı, ödüllerle ya da vitrinlerle ölçülmez.
Bir şehrin edebiyatı, insanına ne kadar benzediğiyle anlaşılır.
Adana’nın edebiyatı bu yüzden sıcaktır, serttir, samimidir.
Çünkü bu topraklarda kelime, önce insan diye başlar söze.
Adana’da yazmak;
biraz ter, biraz sabır,
biraz da susarak anlatmayı bilmektir.
Burada kalem süs değildir, gösteriş değildir.
Kalem, bir emanettir.
Babanın Annelerin elinden oğula, kızdan hayata geçen bir tanıklıktır.
O yüzden diyorum ki;
bu şehirde edebiyat, Anne ve Babanın eliyle yazılır.
Mahmut Reyhanioğlu’nun cümlesinde bir eşik vardır;
okur geçerken durur, düşünür.
Muzaffer Özen, sessizliğin sesini bilir.
Yaşar Erkmen toprağın hafızasını taşır,
Mustafa Naci Özer, Öykü mimarıdır.
Sedat Memili hayatın tam orta yerinden konuşur.
Bünyamin Deniz Kıraç ve Başar Şeker
bir sokağın kaderini bir paragrafta anlatabilecek
usta kalemlerdir.
Bu isimler yazarken yukarıdan bakmaz.
Hayata diz çökmez ama yüz çevirmez de.
Çünkü edebiyat, onlara göre
önce görmektir,
sonra anlamak.
Aysel Yenidoğanay, Selda Nisanoğlu,
Rabia Semra Yücel, Sami Demirkıran…
Kadın ya da erkek olmanın ötesinde
insanı incitmeden anlatmanın peşindedirler.
Ayşegül Hançer’in bakışı bir şiir dizesi gibidir,
Şerif Kaya’nın duruşu söze omurga olur.
Selim Savaş Karakaş, kelimeyi eğmeden taşır.
Safiye Yılmazer Uruk sabrı yazar,
Nahide Zerayak iç sesi.
Ayfer Karakaş, İsmail Tekin,
Aytül Uzan, Eylem Demir
hayatı süslemez;
olduğu gibi anlatır.
Çünkü bu şehirde hakikat,
en yalın hâliyle konuşur.
Murat Ölmez öyküyü sokağa bırakır;
bir bankta, bir durakta karşınıza çıkar.
Durmuş Sığırcı zamanla hesaplaşır,
geçmişi bugünün aynasında okur.
Onur Ulusoy ve Halil Kırık
kelimeyi emekle yoğuran ustalar gibidir.
Zeynep ve Nevin Berktaş
aynı rüzgârda savrulan iki dize,
aynı sessizlikte buluşan iki sestir.
Ayşe Yücel, Zehra Sürmeli
insanı insana anlatmanın inceliğini bilir.
Remzi Yıldırım belleği diri tutar;
unutmanın karşısına edebiyatı koyar, yaşanmışlıkları öykü yapar...
Hülya Özcan Çapar
cümleyi kırmadan bağlar,
sözü zarafetle tamamlar.
Bu isimlerin ortak bir çatısı var:
Adana Şair ve Yazarlar Platformu.
Ama asıl ortaklıkları bir tabelada değil,
bir vicdanda buluşmalarıdır.
Hepsi kitaplarıyla
Adana kalmanın,
bu topraklara ait kalmanın
onurunu taşır.
Bugün edebiyatın gürültüye boğulduğu bir çağdayız.
Herkes konuşuyor ama az kişi söylüyor.
İşte tam da bu yüzden
bu kalemlerin kıymetini bilmek gerekiyor.
Çünkü onlar yazarken
insanı çoğaltıyor,
şehri hatırlatıyor,
yarına iz bırakıyor.
Ve ben bir okur olarak şunu rahatlıkla söylüyorum:
Bu şehirde edebiyat hâlâ yaşıyor.
Çünkü kalem,
hâlâ usta edebiyatçıların elinde.
Çünkü Mahmut Reyhani gibi edebiyatçı sevdalısı var yönetimi var yürekler emekler hepsi insan için. Hepsinin emeklerine sağlık.
Yorumlar
Kalan Karakter: