“Elimde olsa insanı sömürmeyen dersi, ilkokuldan üniversiteye kadar okutup ezberletirdim ”
Bazı cümleler vardır; kısa ama ağırdır. İçinde bir öfke değil, bir yorgunluk taşır. Bir isyan değil, bir tespit barındırır. İşte bu cümle de tam olarak öyle.
Çünkü bu çağın en büyük sorunu bilgi eksikliği değil; vicdan eksikliği.
Bugün çocuklara matematik öğretiyoruz, formüller ezberletiyoruz. Tarih anlatıyoruz, savaşları, zaferleri, yenilgileri sıralıyoruz. Üniversiteye geldiğinde gençler; mühendis oluyor, doktor oluyor, yönetici oluyor. Ama kimse çıkıp şunu sormuyor:
“Sen insanı kullanmadan, ezmeden, sömürmeden yaşayabiliyor musun?”
İşte mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü modern dünya başarıyı öğretirken, bedelini öğretmiyor. Kazanmayı anlatırken, kaybettirdiklerini gizliyor.
Daha çok üret, daha çok kazan, daha çok yüksel diyor.
Ancak, bir şeyi söylemiyor:
“Bunu yaparken kimi ezdin?”
Bir bakıyoruz; iş yerinde patron çalışanını, sokakta güçlü zayıfı, siyasette güç sahibi halkı, hatta bazen insan insanı değil, insan kendi vicdanını sömürüyor.
Bu yüzden o cümle sıradan değil. Bir eğitim reformundan öte, bir insanlık çağrısıdır.
Düşünsenize,
Bir çocuk daha ilkokulda şunu öğreniyor:
“Birinin emeğini çalmak sadece hırsızlık değil, insanlıktan eksilmektir.”
Bir genç lisede şunu biliyor:
“Başarı, başkasının omzuna basarak çıkılan bir merdiven değildir.”
Üniversitede ise şu öğretiliyor:
“Güç sahibi olmak, sorumluluk sahibi olmayı gerektirir.”
O zaman belki bugün yaşadığımız birçok çöküşü yaşamazdık.
Çünkü sorun sistemlerde değil sadece.
Sorun, o sistemleri kuran insanlarda.
Kabul edelim; biz çocuklara iyi insan olmayı öğretmeden, büyük insan olmayı öğretmeye çalıştık.
Netice ortada.
Belki de gerçekten müfredata yeni bir ders eklemenin zamanı gelmiştir.
Adı ne olursa olsun, ister “Vicdan”,
ister “İnsanlık”, gibi:
“İnsanı Sömürmeyen İnsan.”
Ama şu kesin:
Bu ders anlatılmazsa, diğerlerinin pek bir anlamı kalmayacak.
Çünkü bilgi, vicdanla birleşmediğinde sadece sömürü aracına dönüşür.
Ve belki de en acı gerçek şudur:
Biz aslında cahillikten değil, vicdansızlıktan kaybediyoruz.
O yüzden o cümlen bir temenni değil,
Gecikmiş bir zorunluluktur.
(İnsanlık Dersi... )
Yorumlar
Kalan Karakter: