Emekliden söz ediyorum.
Bir ömrü takvime değil, fedakârlığa yazılmış insandan.
Gençliğini sabaha karşı yollara düşerek bırakan,
Öğle aralarında hayallerini bölüp ekmeğini büyüten,
Akşam eve dönerken yorgunluğunu saklayıp gülümseyen o insandan.
“Bir gün rahat ederim” diyenlerden.
Bugünün en güzel yıllarını yarına emanet edenlerden.
Şimdi;
O yarın gelmiş.
Ama ne huzur var içinde, ne de vaat edilen dinginlik.
Emekli artık sabahı kuş sesleriyle değil, zam haberleriyle karşılıyor.
Pazara çıkarken cebini değil, yüreğini yokluyor.
File değil, umutlar hafifliyor her geçen gün.
Bir zamanlar ailesine kol kanat geren o güçlü insan,
Şimdi kendi gölgesine bile yük olmaktan korkuyor.
Sokaklar tanıdık, şehir aynı şehir.
Ama hayat, onun için yabancı artık.
Çay bahçeleri pahalı, dost sohbetleri eksik,
Yürüyüş yolları bile sanki “Sen biraz dur” der gibi.
Soruyorum şimdi:
Bu mudur bir ömrün karşılığı?
Bu mudur sadakatin, emeğin, alın terinin bedeli?
Bir gemi var,
Adı “Geçim.”
İçinde emekliler var.
O gemi su alıyor.
Kimileri güverteden bakıyor sadece,
Kimileri,
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyor.
Kimileri de sessizliğe sarılmış.
Ama bilin ki
O gemi batarsa,
Hepimiz aynı denizin içinde kalırız.
Emekli sadece
Bir maaş değildir,
Bir hafızadır,
Bir birikimdir,
Bir geçmiştir.
Onu görmezden gelmek,
Kendi yarınımızı karanlığa bırakmaktır.
O yüzden,
Seyirci kalmayın.
Bir ses olun, bir söz olun, bir vicdan olun.
Çünkü bugün emekli yalnızsa,Yarın herkes biraz daha yalnız olacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: