Sabahın en erken saatinde,
güneş henüz utangaç bir çocuk gibi ufuktan başını uzatırken
elleri nasırlı bir adam yürür sokak boyunca.
Ne kahramandır o, ne de destanlara konu olmuş bir isim.
Ama omuzlarında bir şehrin yükü,
ceplerinde eksik kalan bir ayın hesabı vardır.
Derler ki işçi olmak fedakârlık ister.
'Hayır efendiler,'
işçi olmak sadece hak ettiğiyle yetinmeyi değil,
hak ettiğini alabilmek için susmamayı gerektirir.
Bir zamanlar,
Uzak bir coğrafyada, dumanı göğe karışan fabrikaların içinde
insanlar saatlere karşı değil,
insafsızlığa karşı çalışıyordu.
Gün 18 saatti,
ömür ise bir makinenin dişlisi kadar değersiz…
Birgün,
Bir ses yükseldi demir kapıların ardından:
“Emek kutsaldır!”
O ses yankılandı yılları aşarak,
sokaklardan meydanlara,
meydanlardan kalplere ulaştı.
Bugün,
Adana’nın sıcağında ter döken bir işçinin alnında,
bir çiftçinin toprağa düşen damlasında,
bir annenin evine ekmek götürme telaşında
aynı ses hâlâ yaşıyor.
1 Mayıs,
Sadece bir gün değildir,
bir hatırlayıştır.
Unutulmaması gerekenleri hatırlamak.
Alın terinin su gibi akıp
değer görmediği zamanları,
ve o değeri kazanmak için verilen mücadeleyi.
Bir çocuk düşünün,
babasının ellerine bakıyor:
çatlak, yorgun, ama dimdik onur kokuyor,
O çocuk öğreniyor hayatı:
Emek kutsaldır.
Çünkü emek, insanın kendine olan saygısıdır.
Bugün bir karanfil bırakılır meydanlara,
ama aslında bırakılan şey umuttur.
Her umut, bir işçinin yüreğinde yeniden filizlenir.
Efendiler,
Eğer bir gün yorulursan,
ellerine bakınız.
Orada bir tarih yazılıdır.
Unutma:
Hak verilmez, alınır;
ama emek,
her zaman kutsaldır.
1 Mayıs işçi bayramı kutlu olsun yaşasın birlik beraberlik. Dayanışma hep var olsun İşçinin yüzü hep gülsün.
Yorumlar
Kalan Karakter: