“Korkma!”
Bir milletin karanlığa karşı yakılmış ilk meşalesidir bu kelime…
İstiklal Marşımız böyle başlar. Çünkü Türk milleti tarih boyunca korkunun esiri olmamış, esareti asla kader olarak görmemiştir.
İstiklal Marşı, yalnızca bir şiir değildir.
O; toprağa düşen şehidin son nefesi, cephede donan askerin duası, evladını vatana uğurlayan annenin gözyaşıdır. Ve bu destanı kaleme alan isim, Mehmet Âkif Ersoy, sadece bir şair değil; bir dava adamı, bir ahlak timsali, bir millet vicdanıdır.
Mehmet Âkif, kalemini makam için değil, millet için oynatmıştır.
Yazdığı bu eşsiz esere ödül olarak verilen parayı kabul etmemiştir. Çünkü onun nazarında İstiklal Marşı satılık değil, kutsaldır. Bu duruş, bugüne dahi örnek olacak kadar vakur ve onurludur.
“Korkma” diyerek başlayan marş, aslında şunu haykırır:
Bu millet diz çökmez!
Bu bayrak inmez!
Bu ezan susmaz!
Bugün, bu topraklarda özgürce nefes alabiliyorsak; bir bayrağın gölgesinde başımız dik yürüyorsak, bunu Mehmet Âkif’in dizelerine ve o dizelerin arkasındaki imanlı duruşa borçluyuz.
Ancak İstiklal Marşı’nı yılda bir gün hatırlamak yetmez. Onu anlamak gerekir.
Onu yaşamak gerekir. Marşın her mısrasında bir sorumluluk, her kelimesinde bir emanet vardır. Bu emanet; gençlere ahlak, yöneticilere adalet, topluma birlik çağrısıdır.
Mehmet Âkif’in asıl mirası da budur:
Milli duruş, ahlaki tavır ve sarsılmaz bir iman.
Bugün bize düşen görev; “Korkma” diye başlayan bu destanı korkularla, yılgınlıkla, umutsuzlukla kirletmemektir. Çünkü bu marş, korkanların değil; inananların marşıdır.
İstiklal Marşı’mızın kabul yıldönümünde;
Milli Şairimiz Mehmet Âkif Ersoy’u rahmet, minnet ve şükranla anıyor; onun bıraktığı bu kutlu mirasa sahip çıkacağımıza bir kez daha söz veriyoruz.
Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.
Yorumlar
Kalan Karakter: